Bunlarda Kim Böyle?
Bir zamanlar, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir dünya varmış. Ama bu dünya başka bir dünyaymış. Çünkü bu dünyada insanlar değil, ZORTMON’lar yaşarmış. Tabii ki de huzurlu mu huzurlu yaşarlarmış. Hepsi iyi geçinir, birbirlerini hiç mi hiç üzmezlermiş(Vay be, nasıl bir yermiş burası?). Neyse. Sözü uzatmayalım. Günlerden bir gün bu ZORTMON’lar kendi aralarında eğleniyorlarmış. Yani bir denli panayır gibi bir şey. Burada yarışmalar yaparlarmış. Bu yarışmalardan en ünlüsü 3000 yıl öncesinden beri hâlâ oynanan OSURUK yarışmasıymış. Bu yarışmanın kuralları şöyleymiş:
ZORTMON’lar önce belirli bir miktar ücret yatırırlar. Sonra yarışmacı olurlar. Bunlar önce 102 milyonla bir ay geçinmeye çalışırlar. Dayanabilenler kocaman bir uyvaya ellerini koyarlar. Bu elemelerde de sona kalan iki ZORTMON zortvizyonda canlı olarak yayınlanan asıl yarışmaya katılırlar. Burada yapacakları şu: Belirli bir süre olmadan en çok ve uzun süreli kim osurursa o birinci oluyor ve bir uyva kazanıyor( Bu bizim dünyamızda ayva anlamına geliyor). Kazanan kaybedenin önünde güzel güzel ayvayı yiyiyor ve eğlenceler bitiyor.
Bir gün bu yarışmaların birinde iki ZORTMON finale kalmış. Bunların adları da Kokurtmon ve Gazozmon’muş. Bunlar işaret verilince osurmaya başlarlar. Osururlar, osururlar. Tam 42 saat durmadan osururlar. Artık bu bir rekor derken birden bir şey farkederler. Bu farkettikleri şey de neydi acaba? Yoksa çok mu telikeliydi? Yoksa başları dertte miydi? Eğer merak ediyorsanız yazıyı okumaya devam edin.
O anda Möhter sunucu Rahomon bir şey farketmiştir ve bu hiç de iyi bir şey değildir. Bakalım bu neymiş:
-Evet Sayın seyirciler. Ben Möhter sunucunuz Rahomon ve size bir Flash haber vermek üzereyim. Efendim bildiğiniz gibi her yıl yapılan “VARAMON’UN İZİNDE” adlı eğlencemiz bu yıl bir rekorla gidiyordu. Ancak şimdi aldığımız bir Flash haber sonucu başımızın dertte olduğunu anlıyoruz. Uzak bir komşumuz olan Canamonların dünyası şu anda büyük bir depremle sarsılıyormuş. Bunun nedeni ise şu: Bizim “VARAMON’UN İZİNDE” adlı eğlencemizdeki rekor osurma onların dünyasına kadar gitmiş ve her yeri yakıp yıkmış. Buna çok sinirlenen Canamonlar da başkanları Corc Canavarmon’un önderliğinde yola çıkmışlar. Efendim, başımız çok büyük bir dertte. Canamonların nasıl tehlikeli... Ahhhhhhh. İMDAAAAAAAATTTTTTTTTT!!!!!!!!!!
O anda zortvizyona garip garip yaratıklar çıkar ve:
- Siz Zortmonlu yaratıklar. Bizi rahatsız ettiniz ve dünyamızı yıktınız. Biz de sizin dünyanızı yıkacağız. He he he he...
Bu konuşmayı bir sürü kişi izlemişti. Hemen birkaç kişi görevlendirdiler. Bunların içinde bizim kahramanımız Zizimon da vardı. Bu kişilere verilen görev, hemen dünyaya gidip oradan birkaç insanı kandırıp Zortmonların yanına getirmekti. Ve bundan sonra da Canamonları yenmekti. Bunlar söylendikten sonra herkes dağıldı. Ancak bazıları geç kalmıştı. Zizimon geç kalanlara ne yaptıklarını görünce biraz hırsından, biraz da ödlekliğinden tabanları yağlayıp daha hızlı koşmaya başladı. Ancak bir anda ne olduysa oldu ve bir şeye çarptı. Başını kaldırdığında ise karşısında Canamonların başı Canavarmon vardı. Zizimon o anda duyduklarını ölene kadar hiç unutmadı. Acaba ne söylemişti Canavarmon? Yoksa çok mu korkunç bir şeydi? Zizimon bu sözleri duyunca tabanları yağlayıp kaçmayı başardı. Siz de Canavarmon’un ne söylediğini merak ediyor musunuz? İşte karşınızda:
- “Hey sen, nereye kaçtığını sanıyorsun? Sana buradan bir kafa koyarım bir de göbek, olursun kardeşin gibi Börek.”
Zizimon bunları duyunca kardeşini böreğe çevirdiklerini anladı. Fırsat bu fırsat deyip hemen oradan kaçtı. Ancak arkasına baktığında Canavarmon’un peşinde olduğunu anladı. O sırada Zort Mobil’e yaklaşmıştı(Zort Mobil bu yaratıkların arabalarıdır.) Hemen koşup Zort Mobil’ine bindi. Hemen ışık hızıyla dünyaya doğru gitmeye başladı.
Dünyaya çok yaklaşmıştı. Ancak o sırada olanlar oldu ve Zort Mobil’den garip sesler gelmeye başladı.
Zizimon o sırada ne olduğunu saniyeler sonra anlayabildi. Zort Mobil’den niçin ses geldiğini anlayabilmişti. Nedeni ise bir meteora çarpmıştı. Hemen dünyaya acil iniş yapmak zorundaydı. Bunun için en uygun yerse Bir evin damıydı. Hemen evin damına doğru yöneldi. Ancak iyi bir iniş yapamadı ve evin içine girdi. O sırada bizim bir çocuk orada banyo yapıyordu. Sizce bu çocuk kimdi? Bu çocuğun adı Ökkeş Osman’dı. İçeriye birisinin girdiğini gören Ökkeş çok korktu:
- İmdaaaaaaaattt!!!!! Eve sapık girdi. İmdaaaaaattttt!!!!! Kimse yok muuuuu?
Zizimon:
-Dur bağırma. Ben dostum. Hem Oti Top Kek yer misin?
Ökkeş:
-Hey, o da neyin nesi?! Yoksa sen... Ama bu bir UZAYLIIIIIIIIIII!!!!!!!! İmdaaaatttttttt!
Zizimon:
-Yaww bağırma! Ben dostum. Ahhhhhhhhh!
O sırada dam çöktü ve Zizimon yere çakıldı. Ökkeş:
-He he he he. Nasıl düşüştü o ama beeee. He he he he. Sen dost bir uzaylıya benziyorsun. Benim adım Ökkeş Osman. Ya seninki ne? Uzaylı Aydan mı? Yoksa Mustafa Topaloğlu mu?
Zizimon:
-Bir, ben bir uzaylı değilim. İki, ben bir Zortmon’um. Üç, lütfen bize yardım et. Çünkü Canamonlar bizim dünyamızı yok etmek üzereler. Eğer sen yardım edemezsen dünyamız yok olacak.
Ökkeş:
-Bana ne? Bunun bana bir zararı olmaz ki. Niye boşu boşuna kendimi tehlikeye atayım? Sen git başkalarını bul hadi bakalım.
Zizimon bu işe çok kızar ama kızmamış gibi görünmeye çalışır:
-A a ama sen bunu yapamazsın. Bu haksızlık(O sırada Zizimon’un aklına başkanlarının sözü gelir. Onları kandırın dediğini. Sonra aklına şeytanî bir fikir gelir). Eğer bana yardım etmezsen sizin dünyanız da yok olacak...
Acaba Ökkeş bunu kabul edecek miydi? Yoksa Zizimon onu kandıramazsa öldürecek miydi? Devamı aşağıda:
Ökkeş dünyanın da yok olacağını duyduğunda kendinden geçer. Bütün hayatı gözlerinin önünde video izlermiş belirdi. O anda Ökkeş çok kritik bir karar verdi ve Zizimon ile gelmeye karar vedi. Bu kararını Zizimon’a açıkladığında Zizimon sinsi sinsi gülümsedi. Ökkeş’in bir sorusuysa bu gülümsemeyi somurtmuş bir hale çevirdi. Bu soru aynen şöyle:
-Hey Zizimon, sen buraya şu garip makineyle geldin. Ayrıca gelirken de bu makine bozuldu. Peki geri nasıl döneceğiz? Umarım nasıl döneceğimizi biliyorsundur.
Zizimon baya bir düşündükten sonra hemen ayağa kalktı ve gülmeye başladı. Sanırım bir fikri vardı. Ökkeş hemen ne olduğunu sordu:
Ne var Zizimon? Yoksa bir çözüm mü buldun?
Zizimonmon:
Evet. Hem de müthiş bir çözüm. Bizim başkanımız yola çıkmadan önce bize ZORTDEX diye bir şey vermişlerdi. Belki o işe yarayabilir.
Ökkeş bunu duyunca biraz sevindi biraz da şaşırdı. Çünkü acaba Zizimon bunu kullanmasını biliyor muydu?
-Zizimon peki sen bunu kullanmasını biliyor musun?
Zizimon:
-Eee şey, yani hayır. Başkanımız bunu Dünyadakilerin bilebileceğini açıkladı. Bir baksana şuna.
Ökkeş bir süre inceledikten sonra bir düğmeye bastı ve bir anda Zortmonların gezegenine geldiler. Bu işe Zizimon çok sevindi. Zizimon:
-Çok sağol Ökkeş. Şimdi buradaki Canamonları yok etmemiz lâzım. Aaaaa bak şurada Kokurtmon var. Dost Bir Zortmon’dur. Ama bütün işler onunla Gazozmon’un yüzünden karıştı.
Ökkeş:
-Yaa sahi sen bana olanları anlatmadın. Gel şuraya oturup olanları ayrıntısıyla anlat.
O böyle diyince Zizimon’un alnından soğuk terler boşandı. Hemen bir yalan uydurup farklı şeyler anlatmaya başladı.
Tam anlatmayı bitirdiğinde arkadan sesler geldi. Zizimon:
-Bu Kokurtmon’un sesi. Umarım bişeyi yoktur.
O sırada Kokurtmon üstlerine doğru gelmeye başladı. Ökkeş Zizimon’a Kokurtmon’un sırtında bir kara kutunun olduğunu söyledi. Eğer onu yok ederse belki düzelebileceğini anlattı. Ancak Zizimon bunu yapamayacağını, Kokurtmon’a zarar veremeyeceğini anlattı. Tam o sırada
Kokurtmon:
-“Osuruk Tozuuuuuuuuu!!!!” dedi ve heryeri kötü bir bulut kütlesi kapladı. Bu kokuya katlanamayan Zizimon:
-“Ateş Topuuuuuu!!!” dedi ve saldırısını yaptı. Bir anda bir inleme sesi duyuldu ve bulut kütlesi yok oldu. Kokurtmon yanlarına geldi ve:
-Çok sağolun. Beni bu işkenceden kurtardınız. Ooooo kim bu çocuk. Yoksa bize yardıma mı getirdin?
Ökkeş:
-Evet. Ben yardıma geldim. Adım Ökkeş Osman. Peki senin yanındaki kim?
Ankıl:
-Ben Ankıl Anıl’ım. Bana uzun olarak Maykıl, Ankıl, Kaykıl, Şumaykıl diyorlar. Ben de buraya yardıma geldim.
O sırada Kokurtmon ve Zizimon onlara ne yapabileceklerini sordular(Kendilerinin bir balık kadar bile beyinleri olmadığı için düşünemiyorlar.). Ökkeş:
-Şu anda nerede yoğunlaştılar?
Ankıl:
-Ve de nerede daha az bulunuyorlar? Yani en zayıf noktaları neresi?
Kokurtmon:
-Şu anda başkanlık binasını ele geçirmiş durumdalar. Biz de oraya gittğimizde böyle olduk. Ve de başkanı bir Küreğe çevirmişler. En zayıf noktaya gelince. Başka hiçbir yerde bunlar bulunmuyor. Tek tehlike ise şu kara kutular. Her yere onlardan gönderiyorlar. Onlardan kurtulmanın yolunuysa hâlâ bulamadım. Ya sen Zizimon.
Zizimon:
-Sanırım ben bundan nasıl korunacağımızı buldum. Şu başkanın verdiği Zortdexler var ya, sanırım onlar kurtulmaya ve...
Tam o sırada büyük bir gürültü kopuyor ve aynen şunlar duyuluyor:
-Zort Evrimi. Zizimondaaaaannn , Zozomon’aaaaaaaaa...
Bunlar söylendikten sonra bir bakıyorlar ki, Zizimon Zozomon denen daha büyük ve daha güçlü bir Zortmon’a gelişmiş. Bundan sonra Zozomon sözlerine devam ediyor:
-Ve sanırım bizim daha güçlü olmamızı sağlıyor. Sadece Canamon’ların geliştiğini sanıyordum. Ama bunlar beni daha güçlü yaptı. Bunu nasıl başardın Ökkeş?
-Sanırım şu düğmeye bastım.
Ankıl:
-“Şuna mı?” derken büyük bir gürültü daha koptu ve şu sözler duyuldu:
-Kokurtmon’daaaaannnnn, Metal Kokurtmon’aaaaaaa...
Tam onda Kokurtmon da Metal Kokurtmon’a dönüştü.
Ankıl:
-Büyüleyici bir görüntü. Aman Tanrım!
Metal Kokurtmon:
-Ama peki ben nasıl Kara Kutunun hedefi oldum? Bunu kim açıklayacak?
Ankıl:
-Sanırım bize ne yaptıklarını hatırlamıyorsun? Bizi önce zorla tutup sonra da Kara Kutuyu yerleştirdiler.
Ökkeş:
-Peki ama sizi niye bıraktılar ki?
Ankıl:
-Sanırım sadece biz varken bir zarar veremeyeceklerini anladılar. Önce bizi emirleri altına aldılar, sonra sizi de yok etmemizi kolaylaştırdılar. Böylece herkes birbirine girecek ve onlar da hiç uğraşmadan istediklerini elde etmiş olacaklardı.
Zozomon & Metal Kokurtmon:
-Afedersiniz çocuklar ama siz bütün bunları nasıl anladınız?
Ankıl:
-Şu başımızın içindekine beyin derler oğlum. He he he he. Yoksa sizde bundan yok mu?
Zozomon:
-Eee beyin nedir? O dediğiniz şey çok mu lezzetli?
Ökkeş:
-Tamam tamam hepiniz susun. Zizimon şey yani Zozomon sen bana başkalarının da yardım getirmeye gittiğini söylemiştin. Bunları nereden bulabiliriz?
Zozomon:
-Toplam sanırım 8 kişiydik. Diğerlerine ne oldu bilmiyorum. Sadece kardeşim ve başkana ne olduğunu biliyorum.
Metal Kokurtmon:
-Diğerleri ortalıkta dolaşıyor ve Kara Kutuların hedefleri hepsi. Peki kardeşine ne oldu?
Zozomon:
-Kardeşim börek oldu. Onları öldüreceğim.
Ankıl:
-Hey burdan gitsek iyi olur.
Ökkeş:
-Niye?
Ankıl:
-“Şuraya bakarsan anlarsın.” dedi ve bir yönü gösterdi. Tam o sırada gösterdiği yönden bir Zortmon geliyordu.
Zozomon:
-Ama bu Dalmon. Sanırım bize yardıma geldi.
Metal Kokurtmon:
-Yaşasın! Şimdi daha güçlüyüz.
Ökkeş:
-Hemen sevinmeyin. Çünkü sırtında Kara Kutu var.
Ankıl:
-Aynen öyle. Hemen kaçmalıyız. Ya da daha iyi bir fikri olan söyleyebilir.
Ökkeş:
-Zozomon ve Metal Kokurtmon ne işe yarıyor sanıyorsun. He he he he. Hadi bakalım çocuklar. Düşünmek bizden, savaşmak sizden.
Zozomon:
-Şeyyyy... Yani tamam. Nasıl olsa şimdi daha güçlüyüz. Hadi bakalım. Ateş Topuuuuuuu...
Metal Kokurtmon:
-Maksimum osuruuuuukkkkkkkk...
Dalmon:
-Çift sarmaşıkkkkkkkkkkkkkkkkk...
Hepsi birden:
-Aaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh...
Dalmon:
-Bana n’oldu böyle? Ben nerdeyim?
Ökkeş:
-Canamon’lar sana kara kutu saplamışlardı. Ondan kendini kaybettin ve bize saldırdın. Ama önemli değil.
Ankıl:
-Heeeyyyy! Şu yanındakine bir bakın. Demek ki sen de seçilenler arasındaydın. Aramıza hoş geldin.
Çocuk:
-Merhaba. Ben Uzaylı Aydan. Peki siz kimsiniz? Bu Zortmon’lar nasıl böyle güçlü oldu?
Ökkeş:
-Zortdex’ini bir verirsen sana nasıl olduğunu anlatabilirim.
Uzaylı hemen Zortdex’ini Ökkeş’e verdi. Ökkeş de hemen ne yapacağını, Canamon’ların nerede olduklarını anlattı. Ve Dalmon birden bire gelişti:
-Dalmondaaaaaaaaaaannnn, Yaprakmon’aaaaaaaaaaaaaaaaaaa...
Yaprakmon:
-Merhaba arkadaşlar. Şimdi kendimi daha güçlü hissediyorum.
Metal Kokurtmon:
-Evet bizde. Sen neler gördün anlatsana.
Yaprakmon:
-Tam başkanlık binasına girdiğim sırada birden bire karşıma bir kürek çıktı ve bana birşeyler söylemeye çalıştı. Anladığım kadarı şöyle:
“Git buradan. Kaç ve diğerlerini bul. Bunları ancak pusula ile yenebilirsiniz. Pusulalar...” derken Canamonlar geldi ve beni yakaladılar. Sonrasını da hatırlamıyorum.
Uzaylı:
-Benim anladığım kadarıyla bunlar güçlü bir şey ve bunları bulabilmek için diğer seçilmişi bulmamız gerekiyor. Peki bunu nasıl yapacağız?
Ankıl:
-Bana kalırsa diğer Zortmon’lardan da yardım istemeliyiz. Belki pusula denen şeyleri bulmasak bile diğer Zortmonlar sayesinde onları yenebiliriz.
Uzaylı:
-Bu imkansız. Çünkü diğer bütün Zortmonlar yakalanmış durumda. Ve sırtlarında o kara kutulardan var. Onun için her an bize saldırabilirler.
Ökkeş:
-Şeyy, belki sırası değil ama ben çok acıktım. Burada bir yerde hamburgerci filan var mı?
Zozomon:
-O da neyin nesi öyle.
Metal Kokurtmon:
-Lezzetli bir şey mi yoksa?
Ankıl:
-Hem de nasıl. Yoksa burada ondan yok mu?
Uzaylı:
-Peki ne yiyeceğiz?
Yaprakmon:
-“Ben çok iyi biliyorum.” Dedi ve bir süreliğine gitti. Geri geldiğinde ise elinde birtakım meyveler vardı.
Uzaylı:
-Aman Tanrım. Siz Zortmonlar gerçekten ağzınızın tadını biliyorsunuz.
Ökkeş:
-Hadi yemeye başlayalım.
Çocuklar tıka basa doyana kadar yediler. Ancak o anda gelen bir şey iştahlarını bozdu. Zortmonlar hemen ayağa kalktılar. Çocuklara bir yönü gösterdiler ve çocuklar o yöne bakınca korkudan altlarına yaptılar. Her yer kokmaya başlayınca Metal Kokurtmon birden kendini yarışmada hissetti ve o da osurmaya başladı. Her yeri bir osuruk bulutu sardı. Acaba Zortmonlar ne görmüşlerdi? Çocuklar bu osurmaya dayanabilecek miydiler? Peki ya diğer seçilmişleri bulabilecekler miydi? Sonraki bölüme geçmeden önce bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen bu yazıyı çok beğenenler veya iğrenenler bana e-mail atsın. Eserimin güzel mi, çirkin mi olduğunu öğrenmek istiyorum. Şimdi diğer bölüme geçebilirsiniz.
Metal Kokurtmon osurduğu anda oluşan osuruk bulutu bir süre sonra daha da büyüdü. Metal Kokurtmon kestiği halde bulut genişlemeye başladı. Herkes öksürmeye başladı. Ancak Ökkeş düşünüyordu. Metal Kokurtmon kestiği halde osuruk bulutu niçin genişliyordu? Birden Metal Kokurtmon bir Sazan’dan farksız ortaya atladı ve bağırdı:
-Bu ben değilim bu Gazozmon’un gelişmiş hali. Bunu o yapıyor. Zozomon ve Yaprakmon. Siz özel saldırınızı yapın. Ben de gidip arkalarındaki o kara kutuyu çıkarmaya çalışacağım.
Zozomon:
-Ateş Topuuuuuuuuuuuuu!!!
Yaprakmon:
-Dev Sarmaşııııkkkkkkkkk!!!
Bir anda bir gürültü koptu ve ortalık yeniden düzeldi. Ancak o anda anladılar ki yanlış kişiyi vurmuşlardı. O anda Metal Kokurtmon yerde yatıyordu. Birden eski haline, Kokurtmon’a dönüştü. Sonra da daha da eski haline Bebo Kokurtmon’a dönüştü. Anlaşılan durum vahimdi. O anda Ankıl bağırarak gitti, gitti ve gitti. Koşa koşa Gazizmon’a yapıştı ve onu ısırdı. Şans bu ya, tam da ısırdığı yer Kara Kutu’ymuş. Bir anda Kara Kutu yok oldu. Ancak bir sorunları daha vardı. Bu da hemen Ankıl’ın üzerine atladı. Bu şey bir Canamon’du. Bu anda herkes sustu. Adeta herkes donup kalmıştı. Aynı Matrix filminin sahneleri gibiydi. O anda bir ses duyuldu:
-“Bebo Kokurtmon’dan, Kokurtmon’a, Kokurtmon’dan, Metal Kokurtmon’a, Metal Kokurtmon’daaaaaannnnnn, Ultra Kokurtmon’a...” sesleri ortalıkta yankılandı. Bir anda kocaman bir dev ortalıkta belirdi. Ankıl’a saldıran Canamon’u Ankıl’ın üstünden aldı ve yere fırlattı. Sonra:
-“Sen benim arkadaşımı öldürmeye çalıştın haaaaaaaaaaaa! Peki o zaman ben de sana gününü gösteririm...” dedi ve havaya zıpladı. Bir ters takla atıp hemen Canamon’un üzerine atladı. O anda bir “Ahhhhhhhhhhh” sesi duyuldu ve Canamon ortalıktan kayboldu(Bu arada Canamonlar kötülerin genel adıdır. Onlara karıştırılmasın diye farklı farklı isimler vermedim. Bazıları hariç...?). O anda Ultra Kokurtmon, en güçsüz haline, Yumu Kokurtmon’a dönüştü. Ankıl olanları hayretler içerisinde izlemişti. Hemen Yumu Kokurtmon’un yanına giderek onu kucağına aldı ve ağlamaya başladı. Aslında biraz da Kara Kutu’yu ısırdığında kırılan dişi için ağlıyorduL...
Dakikalar böyle geçti. Bu arada unutulan bir şey vardı. Bunlar Gazizmon ve yanındaki seçilmiş çocuktu. Ankıl ağlamasını bir süreliğine kesti. Hepsi adlarını söylediler. Çocuk:
-Merhaba. Benim adım Omo Onur(Bu arada bu benim). Bu da Gazizmon. Biz çok iyi bir ikiliyiz.
Ökkeş:
-Çok iyi ikili olduğunuza göre nasıl Kara Kutu’ya yem oldunuz?
Omo:
-Biz hiçbir zaman başkanlık binasına gidecek kadar bir aptallık yapmadık. Ama keşfe çıkmış iki Canamon bizi gördü. Gazozmon Gazizmon’a gelişti ama işe yaramadı. Çünkü onlar iki kişiydiler. Bizi yakaladılar ve Kara Kutuyu geçirdiler. Sonrasını hatırlamıyorum.
Uzaylı:
-Peki pusulalar hakkında ne biliyorsunuz?
Omo:
-Hiçbir şey. Onlar da ne öyle? Haa bi dakka, siz şu güçlendiricilerden bahsediyorsunuz. Onlar hakkında pek bir şey bilmiyoruz ama kimlerin bildiğini biliyoruz.
O sırada Ankıl eski haline gelmişti. Ama Yumu Kokurtmon hala aynı haldeydi. Ankıl:
-Ama başkanlık binasına girmedik demiştiniz. Bunları nereden biliyorsunuz?
Omo:
-He he he. Bizim yaptığımızı akıl erdirseydiniz siz de bilirdiniz. Biz geri döndüğümüzde önce diğerlerini aramaya başladık. O sırada Ketomon’u gördük. Onun yanında da seçilmiş çocuk bulunuyordu. Ancak sırtında Kara Kutu vardı. Anlaşılan o da sizin gibi aptallık yapıp başkanlık binasına gitmişti.
Ökkeş:
-Biz aptal değiliz. Zozomon ve ben başkanlık binasına girmedik.
Gazizmon:
-Zozomon’un nasıl aptal olduğunu herkes bilir. Kim bilir, kesin bir aptallık yapıp geç kalmıştır ve ondan da başkanlık binasına gidecek vakit bulamamıştır. Ha ha ha.
Ökkeş:
-“Seni salak Zortmon. Onunla asla böyle konuşamazsın” dedi ve önce Gazizmon’a, sonra onu yenemeyeceğini anlayınca Omo’ya saldırdı. Ancak Omo Kung Fu biliyordu ve onu bir hamleyle yere yıktı. Omo:
-Sakın bir daha bunu deneme. Böyle aptallık yapmaya devam edersek hiçbir şey elde edemeyiz. Pusulaların yerini kimin bildiğini bize Ketomon söyledi. Yerlerini bir başkan biliyor, iki o salak sandığımız yaşlı züppe biliyor. Hemen onu bulmalıyız. Bu arada diğer seçilmişleri bulmalıyız.
Uzaylı:
-O haklı. Birbirimizle kavga etmemeliyiz. Peki o yaşlı züppe nerede?
Yaprakmon:
-O gerçek değildir. O bir bilgisayar programıdır. Program da şu dağın zirvesinde. İsterseniz hemen gidelim.
Omo:
-Bence önce diğer seçilmişleri bulmalıyız. Şu anda çok güçsüzüz. Bu arada Metal Kokurtmon nasıl Ultra Kokurtmon’a dönüştü?
Ankıl:
-Tamamen kendi isteğiyle. Ben hiçbir şeyi ellemedim.
Uzaylı:
-Sanırım o Ankıl’ın tehlikede olduğunu görünce birden gelişti. Yani biz çocuklar sizin yanınızdayken gelişebilirsiniz. Ama bunu yaparsanız da çok yorulur ve Yumu Kokurtmon gibi olursunuz. Bunun için sadece tehlikede iken gelişin.
Zortmonlar:
-“Peki. O zaman ne yapıyoruz?..” derken birden bire bir ses duydular:
-Siz seçilmiş çocuklar. Bir gün elime geçeceksiniz ve bu gün çok yakın. Eğer şimdiden teslim olursanız hayatınızı bağışlarım.
Çocuklar:
-Hayıııııırrrrrrrrr!!!
Ses:
-“O zaman sizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Şimdi görün bakalım.” dedi ve bir gürültü koptu. O anda karşılarında güçlü bir Canamon duruyordu. Canamon:
-He he he. Şimdi gelin bakalım. Beni yenecek misiniz?
Ökkeş:
-Yürüüüü Zozomon!
Uzaylı:
-Yürü Yaprakmon!
Omo:
-Yürü Gazizmon!
Zortmonlar:
-Seni yeneceğiiiiiiiizzzzzzzz!!!
Gazizmon:
-Gazizmondaaaaaaannnnnnnnnnnn, Gozozmonaaaaaaaaaaaaaaaa.
Gozozmon:
-Eveeeeeettttt, yapabildim.
Yaprakmon:
-Yaprakmondaaaaaaannnnnnnn, Çiçekmonaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
Çiçekmon:
-Yaşasııınnnnnnnnn.
Zozomon:
-Zozomondaaaaaannnnnnnn, Sosmonaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
Sosmon:
-İşte bu kadar. Gel bakalım ahbap.
Canamon:
-Aman Tanrım. Bunlara ne oldu. Bu pilanlarımda yoktu. Ama boşver. Ben yine de güçlüyüm. Kara Pençeeeeeeeee...
Çiçekmon:
-Ahhhhhhhhh. Beni vurdu. Çiçek Tozuuuuuuuuuuuuuuuu...
Sosmon:
-17 Ağustos Depremiiiiiiiiiii...
Canamon:
-Ahhhhhhhhhhhh. İmdaaaaat. Canavarmon yardım et.
Gozozmon:
-Peki sıra bende. Kara Pençeeeeeeeee. Ve Öteki dünyaya açılan kapııııııııı.
O anda Gozozmon bir kapı açar ve gücünü kaybeden Canamon öteki dünyaya biletini almıştır. Sonra Canamon o delikten içeri gider ve ortalıktan kaybolur. Ayrıca Zortmonlar güçlerini kaybederler. Ancak Gozozmon içlerinde en güçlüsü olduğu için sadece o eski gücünü koruyabilir ve:
- Hemen sırtıma binin. Diğer seçilmişleri bulmalıyız.
Bu arada diğer bütün Zortmonlar eski hallerine dönüşmüşlerdi. Hepsi Gozozmon'un sırtına bindi ve daha fazla aramadan diğerlerini buldular. Aşağıda tam tamına 4 tane çocuk bulunuyordu. Buna çok sevindiler çünkü Zortmonları da gayet iyiydi.
Gozozmon'un üstünde sevinç çığlıkları atan Uzaylı, Omo, Ökkeş ve Ankıl(O sırada Bebe Kokurtmon eski haline ,yani Metal Kokurtmona dönüşmüştü). Ancak beklenmeyen bir şey oldu. Aşağıdaki 4 çocuk, Gozozmonun sırtındaki çocukların Kara Kutu ile değiştiklerini sandılar(O kadar bağırdıklarına göre ben de aynı şeyi düşünürdüm). Aynı anda karşılarında bir Zortmon buldular. Bunun adı Zeplinmon'du. Çocuklar bir anda ne yapacaklarını şaşırdılar ve daha çok bağırmaya başladılar. Çünkü Zeplinmon'un onları karşılamaya geldiğini sanmışlardı. Ancak o sırada Zeplinmon:
-Hortum saldırısıııııııııı!!!! Dedi ve birden ortalık toz duman oldu. Ortalık düzelince herkes şaşırmıştı. Gozozmon'un sırtındaki çocuklar niye onlara saldırdığı için, aşağıdakiler ise niye bir şey olmadığı için şaşırmışlardı. O anda gökten bir ses duyuldu:
-Siz 8 seçilmiş çocuk ve Zortmonları. Birbirinizle daima iyi geçinmelisiniz yoksa Canamonlardan asla kurtulamayız. Şimdi birbirinizle iyi geçinmeye başlayın. Ayrıca Canamonları yenmek istiyorsanız önce pusulaları bulmalısınız. Pusulalar Dağın zirvesindeki züppe yaşlıda bulunuyor. Bunlar benim belki son sözlerim ama siz bu dünyayı kurtarmalısınız. Dedi ve ortalık kısa ancak herkese uzun gelen bir sessizliğe büründü. Sonra niye bütün Zortmonlar osurarak sessizliği bozdular ki(Zortmonlar ağlamak yerine osurmayı tercih ediyorlar). Zizimon:
-Bu bizim başkanımızın sesiydi. Ya o bir daha hiç eski haline dönemezse. Biz naparız ha.
Zizimon böyle söyleyince bütün Zortmonlar yine osurmaya başladı.
Omo:
- Kesin şu OSURMAYIIIIIIIIIIIIII!!!!! Dedi ve herkes sustu. Eğer bu başkanınızın sesiyse onu kurtarmalıyız. Bunu da birlikte çalışarak, yani işbirliği ile yapabiliriz. Gozozmon, indir bizi. Şimdi hepimiz birlik olalım ve o Canamon denen yaratıkları bir güzel halledelim, dedi. Herkes:
-OLEEEEEEYYYYYYYY!!!
Omo'nun bu konuşması herkesi gaza getirmişti. Bütün çocuklar birbiriyle tanıştı. İşte diğer çocukların adları ve Zortmonları:
Tanker-Benzinmon, Çitos-Kupamon,Turşu-Dikemon, Ketçan-Zeplinmon. Hepsi birbiriyle tanıştı ve gitmeye hazır olduklarını söylediler.
Tanker:
-Eeeeeee, daha ne bekliyoruz? Hadi gidelim. Dağın zirvesi bizi bekliyor.
Hepsi birlikte:
-HADİ GİDELİMMMMMMMMM!!!(Bu arada fazla gaz sağlığa zararlıdır diye bir söz vardır. Bunun etkisi ileride kendini gösterecektir. Ayrıca gaza gelen Zortmonlar’ın hepsi şimdilik son hallerine dönüşmüşlerdi.)
Hemen iki gruba ayrıldılar. Yarısı Gozozmon’un sırtına, yarısı da Zeplinmon’un sırtına bindiler ve dağın zirvesine doğru gitmeye başladılar. Ancak kısa bir süre sonra karşılarına bir Zortmon çıktı. Bu Sulugözmon’du ve sırtında bir Kara Kutu vardı. Çitos:
-Olamaz bu da ne böyle. Kanatlı bir at. Heyy sırtına bakın. Kara Kutu var. Zeplinmon ve Gozozmon hemen bizi aşağı indirin.
Sulugözmon:
-İşte şimdi işiniz bitti çocuklar. Buraya gelmekle hata yaptınız(Bunu o kadar bebek tonuyla ve komik söylemişti ki bütün çocuklar):
-"HAHAHAHAHAHAHAHAHA, sen mi bize bir şey yapacaksın. Rüyamda görsem inanmazdım hadi bize bir kere vur da görelim bakalım. Hadi hadi kırma bizi" dediler ve gözlerini yumdular. O sırada Sulugözmon'un annesi birden ortaya çıkıp onlara bir yumruk patlattı.
Sulugözmon:
-Yaşşaaaaaa anne be. Onlara dersini verdin. Ama bu onlara yetmez. Çünkü onlar benimle dalga geçtiler.
Pegasusmon:
-Demek siz benim çocuğumla dalga geçtiniz haaaaaa. Kötü Kraliçeliğin yumruğuuuuuuuuuuuu(Hehehe).
Bütün çocuklar ve Zortmonlar:
-AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA.
O anda Gozozmon ve Zeplinmon çocukları ve Zortmonlar yere bırakırlar. Sonra da Zortmonlar bir araya geldiler ve saldırmaya hazır olarak beklediler. Pegasusmon:
-"Hadi gelin bakalım, size çok güzel ve asla unutamayacağınız bir ders vereceğim." Dedi ve hızla dalışa geçti. Ama Benzinmon daha hızlı davranarak ona saldırdı:
-"Al bakalım Pegasusmon, Arap Petrolüüüüüüüüüüüü..." diye bağırdı ve ağzından siyah ve çok kaliteli petrol fışkırmaya başladı.
-Hayır, inanamıyorum, bu petrol, her tarafım yapış yapış oldu, uçamıyorum!!!! dedi Pegasusmon ve yere doğru düşmeye başladı. O kadar kötü düştü ki, sırtındaki kara kutu çıktı.
- Bana ne oldu? dedi Pegasusmon.
-Sırtında bir kara kutu vardı ve ne yaptığını bilmiyordun. dedi Omo.
"Gerçekten mi? Çok özür dilerim. Size kendimi affettirmek için ne yapabilirim?" diye sordu.
"Bence önce Sulugözmon'un sırtındaki kara kutuyu çıkar." dedi Ökkeş. O böyle deyince Pegasusmon hemen Sulugözmon'un sırtındaki kara kutuyu çıkarttı.
"Pekala, şimdi size ne yapabilirim?" diye sordu Pegasusmon.
"Bize şu dağın zirvesine kadar eşlik edebilirsin." dedi çocuklar. Pegasusmon da bunu kabul etti. Sulugöz'ü de yanlarına alarak dağın zirvesine doğru yola koyuldular.
YAKINDA YEPYENİ BÖLÜMLERLE ZORTMNOLARIN DEVAMI GELİYOR! BEKLEYİN...