Savaşmak üzerine kurulu Pokemon çocukların ruh sağlığını bozdu. Uzmanlar yaşanan Pokemon çılgınlığı karşısında endişeliler. Çocuklar şiddet içeren kahramanlarla kendilerini özdeşleştiriyor ve saldırganlaşıyorlar.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de son dönemde çocukların yeni tutkusu haline gelen "Pokemonlar", çocukların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, Mersin'de bir çocuğun "Pokemonlar gibi uçmak için" evinin balkonundan atlayarak ayağını kırmasıyla gündeme gelen bu hayali kahramanların, çocuklar üzerinde zararlı etkileri bulunduğu görüşünde birleşti.
Doç. Verimli: Gerçekle hayali ayırt edemiyorlar
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Arif Verimli, Pokemonlar ve benzeri bilimkurgu ya da aşırı hayal gücüne dayanan çizgi filmleri 13 yaşın altındaki çocukların izlediğini belirterek, bu yaş grubundaki çocukların gerçekle ilinti kurma yeteneğinin henüz tam olarak gelişmemiş olduğunu vurguladı. Bu çizgi filmle birlikte, oyuncaklar, bilgisayar ürünleri ve diğer çeşitli yan ürünleri kapsayan büyük bir endüstri oluşturulduğuna işaret eden Doç. Dr. Verimli, şöyle devam etti: "Çocuklar gerçek dışı bir dünyada yaşatılıyor. Sağlıklı bireyin oluşmasında, yaş geçtikçe çocuğun gerçeği algılaması şeklinde bir eğitim politikası çizilmesi gerekir. Ama tam tersine gerçeğin çok ötesinde, gerçekten fazlasıyla uzak birtakım imajlar sunuluyor."
Doç. Dr. Verimli, Pokemonlar türü kahramanların çocuğa "hayal gücünü kullandırma, alışılmışın dışında bir düşünce yapısı kazandırma" gibi yararları olsa da, onları gerçek hayattan uzaklaştırdığına dikkat çekerek, "Pokemon türü çizgi filmler, çocukların büyük kısmında gerçek dışı düşünmeyi yoğunlaştırdığından dolayı ruhsal gelişimlerine zararlı." dedi.
Depresyon ve Panik Bozuklukları Merkezi Yöneticisi (DEPAM) Doç. Dr. Nihat Kaya da, Pokemon tarzı çizgi filmlerin şiddet içermesinin çocukları olumsuz etkilediğini söyledi. Doç. Dr. Kaya, bu tür çizgi filmlerdeki kahramanların oyuncak, tişört gibi çocukların ulaşabileceği her yere bir bütün olarak getirildiğini ifade ederek, "Çocuklar bu tür şeylerden çabuk etkileniyor. Televizyondan gördüklerini model alan çocuk, şiddet içeren kahramanlarla kendilerini özdeşleştiriyor. Etrafındakilere saldırgan davranıyor" dedi.
Anne-babaların eli kolu bağlı
Pokemon çılgınlığı karşısında ebeveynlerin yapacağı çok bir şey yok. Yasak, çözüm olmaz. Sadece çizgi film tercihi bilinçli yapılabilir.
Tam bir "iletişim bombardımanının" yaşandığı günümüzde anne-babaların çocuklarını korumak için yapabilecekleri çok fazla bir şey de yok. Bu konuda ebeveynlerin çaresizliğine dikkat çeken Doç. Dr. Arif Verimli bakın bu konuda neler söylüyor:
"Bu durumda anne-babalar ne yapabilir?" diye sorduğumuzda, hiçbir şey yapamazlar. Eğitim düzeyi zaten düşük halkımızla çocukları arasındaki iletişim, bu filmleri izledikleri zaman iyice bozuluyor. 'Eğitimci ne yapabilir?' dediğimizde, ben eğitimci olsam bir şey yapabileceğimi sanmıyorum. Çocuğa 'bunlar gerçek değil' desem, 'gerçek değilse niye yayınlıyorsunuz' diyecek. Ama yasaklayıcı olmak da mümkün değil. Bilgi akışının bu kadar hızlandığı bir çağda, çocuğa bilgi vermek, yön göstermek dışında hiçbir yasak anlayışı işlemez. Artık anneler, babalar televizyonlarını belli zamanlarda açma ve program seçimini bilinçli yapma yoluna gidebilirler ancak."
Eğitimciler, anne-babalar ve filmin yayıncılarının ortak hareket etmesinin önemini dile getiren Doç. Dr. Verimli, çocukların bir dönem ekranlarda yer alan "Heidi" gibi gerçek hayatta rastlanabilecek olaylara, sevgi, dürüstlük gibi kavramlara değinen çizgi filmlere yönlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Çocukları sömüren bir çark var
İstanbul Ticaret Odası Hediyelik Eşya ve Bujiteri Meslek Komitesi Başkanı Fatih Varlık da, Pokemon türündeki oyuncakların reklamı yapıldığı için çocuklar tarafından daha çok ilgi gördüğünü belirterek, "Bu tür oyuncaklar, fiyatları yüksek, devamı olmayan, çocukları sömüren, kısa sürede tüketim alışkanlığını körükleyen oyuncaklar." şeklinde konuştu.
Varlık, Türkiye'deki oyuncak piyasasının yüzde 80'ini ithal oyuncakların oluşturduğunu ifade ederek, yerli oyuncağın hammaddesi, işçiliği gibi üretim maliyetlerinin yüksek olduğunu, bu nedenle piyasada ithal oyuncakların daha çok yer aldığını kaydetti.
Baba seninle savaş yapalım!
Şeker Kız, Yakari, Şirinler, Vikingler yok artık. Dostluğun yerini düşmanlık aldı. Artık 3 yaşındaki çocuğun zihninde bile savaşmak, öldürmek var.
Bir zamanların sevimli çizgi film kahramanları Şeker Kız, Yakari, Tonton ailesi ve Şirinlerin yerini önce He-Man'e, sonra dört parçasının birleşmesiyle Voltran'ı oluşturan bir savaşçıya, şimdilerde ise konusu hep kavga, şiddet ve savaş olan Pokemon'a bıraktı. Sürekli bu çizgi filmleri izleyen çocuklar da kendilerini çizgi film kahramanlarının yerine koyarak uçmaya başladı. Beyaz camın çizgi dünyası, esir aldığı minik ruhları kendine benzeterek bir yandan taklide, bir yandan da şiddete yönlendiriyor. "Güç bende artık" diyerek kendini He-Man zanneden plastik kılıcıyla düşmanların(!) içine dalmaktan hiç korkmuyor. Çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisini gösteren son örnek kendini Pokemon sanan 5 yaşındaki Ferhat Ağırbaş oldu. Daha önce de televizyonda izlediği çizgi filmlerden ya da başka programlardan etkilenen çocukların yaptığı çılgınlıklar günlerce haber konusu olmuştu.
Amerika'da çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, okul öncesi yaşta bir çocuğun televizyon seyrettiği saat toplamı bir üniversite öğrencisinin dört yılda derslerde geçirdiği zamana eşit. Amerikalı bir çocuk haftada ortalama beş saat reklam seyrediyor. Sıradan bir insan 21 yaşına gelene kadar bir milyon reklam seyrediyor. Yine aynı araştırmaya göre bir çocuk 18 yaşına gelene kadar 22 bin saat televizyon izliyor.
16 yaşına kadar televizyonda 200 bin şiddet olayı, 33 bin cinayete şahit olunuyor. Televizyon, seyredilen programın niteliğine bakılmaksızın çocuk üzerinde mutlak etki gösteriyor. Televizyon çocuğun hayal gücünü, konuşmasını, fiziksel gelişimini ve davranışlarını etkiliyor. Uzun süre televizyon seyreden çocukların üçte biri özellikle geç saatlerde seyrettikleri programı rüyasında görüyor.
"Televizyondaki gibi"
Gazetelerde yayınlanan "Televizyondaki gibi intihar etti", "Televizyondaki gibi öldürdü", "Filmdeki gibi atladı" haberleri artık rutin hale geldi. Geçtiğimiz yıl Türkiye Reklamverenler Derneği tarafından yapılan bir araştırmanın sonucu Tv'deki şiddetin boyutlarını ortaya koydu. Bir günlük yayın akışı içinde ortalama 3 bin 500 olumsuz görüntü yayınlanırken prime time'da saatte ortalama 4,5 şiddet görüntüsüne yer veriliyor.
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, çocukların izledikleri kahramanları taklit ettiklerini ya da etmediklerini doğrulayan bilgiler olduğunu belirtiyor.
Ankara Üniversitesi DTCF Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Şahin ise "Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun izlediği şiddet miktarını kontrol altında tutabilirsiniz. Bunun için televizyon izlemeyi günde bir ya da iki saat ile sınırlandırın, çocuklarınızın hangi televizyon programlarını izlediklerini, hangi filmlere gittiklerini ve hangi tür bilgisayar oyunlarını oynadıklarını bilin." yönünde tavsiyelerde bulunuyor. (Abdullah Dirican)